NBA’de sezonun en çarpıcı geri dönüşlerinden biri Phoenix’te yaşandı. Atlanta Hawks, son çeyreğe 22 sayı geride girip ev sahibi Phoenix Suns‘ı 124-122 yenerek hem Batı turunu 4-0 tamamladı hem de galibiyet serisini beş maça çıkardı.
Trae Young ve Kristaps Porzingis gibi iki All-Star seviyesindeki oyuncusundan yoksun sahaya çıkan Hawks’ın bu geri dönüşü, sadece skor anlamında değil, karakter ve sistem açısından da sezonun en etkileyici performanslarından biri oldu.
Phoenix cephesinde ise Dillon Brooks’un 34 sayılık alev alan oyunu ve Devin Booker’ın 27 sayılık katkısı bile, son çeyrekte çöken enerji ve savunma direncinin üstünü örtemedi.
İlk 3 Çeyrekte Suns Kontrol Etti, Hawks Sabırla Bekledi ☀️➡️🦅
Mücadele Phillips Arena’da oynanmamasına rağmen Hawks’ın temposu maçın başında oldukça yüksekti.
Atlanta, özellikle Nickeil Alexander-Walker ve Jalen Johnson (25 sayı, 10 ribaund, 5 asist) ikilisinin liderliğinde ilk yarıda oyunu çoğu bölümde kontrol etti.
İlk Yarı Dengesi
- Atlanta, farkı 13 sayıya kadar çıkardı.
- Suns, devrenin sonuna doğru 21-7’lik büyük bir seri yakalayarak ritmi tamamen tersine çevirdi.
- Devre: 58-57 Phoenix
Burada dikkat çeken nokta Phoenix’in ikinci çeyrekte tempoyu artırıp dış şut isabetleriyle kontrole geçmesiydi. Booker–Brooks ikilisi bu bölümde hem çizgiden hem orta mesafeden ritim buldu.
3. Çeyrekte Suns Fırtınası
Suns’ın üçüncü çeyrekteki baskınlığı, maçın kopacağı izlenimini verdi:
- Dillon Brooks 16 sayı attı.
- Çeyreğin son 2 dakikasında 15-0 Phoenix serisi geldi.
- Son çeyreğe girilirken skor: 95-77
Bu noktada Atlanta’nın eksikleri nedeniyle dağılacağı düşünüldü; ancak Hawks’ın bu sezon kimlik olarak gelişen özelliği, “topu paylaşarak var olma” yapısı devreye girdi.
Son Çeyrek: Atlanta’nın Tarihi 22 Sayılık Geri Dönüşü 🔥🦅🔥
NBA tarihinde 22 sayı geriden gelip 4. çeyreği kazanan takım sayısı çok kısıtlıdır.
Bu maçta Hawks’ın geri dönüşünün temelini üç ana faktör oluşturdu:
1) Okongwu’nun Boyalı Alan Hakimiyeti
Onyeka Okongwu (27 sayı) maçın tartışmasız en kritik ismi oldu.
Yıldız pivot:
- Suns’ın zayıflayan savunmasına karşı sürekli devrilerek skor üretti,
- Pick-&-roll setlerinde Daniels ile kusursuz uyum yakaladı,
- Çember etrafında %70’in üzerinde bitirerek geri dönüşün ana direği oldu.
2) Nickeil Alexander-Walker’ın Liderliği
26 sayı atan NAW, sadece skor üretimiyle değil, temponun ayarlanması ve kritik kararlar alma noktasında da takımını sırtladı.
Son pozisyonda:
- Üç saniye kala çizgiye gelerek bir serbest atışı soktu,
- İkincisini bilerek kaçırmasa da ribaundu Suns aldı fakat yarı sahadan Royce O’Neale’in atışı çemberden döndü.
NAW bu süreçte takımın hem skorer guardı hem de lideri oldu.
3) Dyson Daniels’ın 12 asistlik maestro performansı
- Takımın temposunu hiç kaybetmemesini sağladı,
- Üçüncü çeyreğin sonundaki çöküşe rağmen dağılmadı,
- 12 asistle maç vizyonunun ne kadar geliştiğini gösterdi.
Phoenix Cephesi: Brooks’un Büyük Oyunu Yetmedi 🌵⚔️
Phoenix açısından maçın kırılma noktası, üçüncü çeyrekte yakalanan 18 sayılık farkın “kontrol temposuyla” korunamayışıydı.
Dillon Brooks (34 sayı):
- Üçüncü çeyrekte oyunun en dominant ismiydi,
- Fakat son çeyrekte Atlanta’nın topsuz savunma baskısına cevap veremedi.
Devin Booker (27 sayı):
- Aslında doğru anlarda doğru şutları buldu,
- Ancak Atlanta’nın agresif switch savunmasına karşı ritmini tam anlamıyla koruyamadı.
Colin Gillespie’nin rolü (15 sayı, 8 ribaund, 7 asist):
Ligin en az konuşulan rol oyuncularından biri olan Gillespie, Suns’ı maçta tutan isimlerden biriydi; fakat Suns’ın büyük çöküşünü durduracak liderlik seviyesinde bir oyuncu değil.
Suns’ın bir diğer büyük handikapı, Grayson Allen ve Jalen Green’in yokluğu nedeniyle bench derinliğinin çok zayıf kalmasıydı.
Sonuç: Atlanta’dan Karakter Dersi, Suns’tan Kaçan Büyük Fırsat 🦅🔥
Atlanta Hawks, sezonun en etkileyici geri dönüşlerinden birini yaparken, koçluğun ve takım dayanıklılığının NBA’de ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Trae Young ve Porzingis olmadan bu geri dönüşü yapabilmek, takımın mental gücünü ve sistem disiplinini öne çıkarıyor.
Phoenix için ise bu mağlubiyet “kırmızı alarm” niteliğinde.
Bu kadar büyük bir farkı koruyamamak, özellikle de evinde, hem savunma konsantrasyonunun hem de liderlik eksikliğinin göstergesi.
