NBA Batı Konferansı mücadelesinde New Orleans Pelicans Cumartesi günü saat 04:00’da Los Angeles Lakers ile karşılaşacak.
Smoothie King Center’da oynanacak olan karşılaşma öncesinde gelin takımların son durumlarını birlikte mercek altına alalım, keyifli okumalar.
🏠 New Orleans Pelicans – Çöküşün İçinde Kayıp Arayışı
New Orleans Pelicans cephesinde tablo oldukça karanlık. Sezonun açılışında üst üste altı mağlubiyet almaları zaten moral bozmuştu, ancak iki maçlık mini galibiyet serisi dahi bu takımın gidişatını değiştirmeye yetmedi. Hornets ve Mavericks karşısındaki kazanımlar umut vadeder gibi görünse de, hemen ardından gelen Spurs, Suns ve Blazers yenilgileri mevcut problemlerin çok daha derin olduğunu gösterdi. Pelicans şu anda 2–9 ile ligin dibinde ve oyunun hem hücum hem savunma tarafında en zayıf ekiplerden biri konumundalar.
Zion Williamson, Jordan Poole ve Dejounte Murray’nin sakatlıkları takımın tüm yapısını çökertecek nitelikte. Poole’un geri dönüşü diğerlerine göre daha yakın görünse de, Zion ve Murray’nin uzun süreli yokluğunda Pelicans’ın rekabetçi kalması oldukça zor. Üstelik Zion ve Poole’un sahada olduğu dönemlerde bile takım hücumda bir türlü istikrar yakalayamadı. New Orleans, 100 pozisyon başına sadece 110 sayı üreterek ligin en verimsiz hücumlarından birine sahip. Savunmadaki durum ise daha da vahim: 123 savunma rating’i ile NBA’in üçüncü en kötü savunması durumundalar. Kolektif enerji eksikliği, çember savunmasının kırılganlığı ve iletişim sorunları rakiplerin işini fazlasıyla kolaylaştırıyor.
Tüm olumsuzluklara rağmen Trey Murphy III ve çaylak Jeremiah Fears’ın performansları bir parça ışık sunuyor. Murphy dış şut tehdidi ve atletizmiyle takımın en güvenilir opsiyonu hâline gelmiş durumda. Fears ise beklenenden erken sorumluluk almaya başladı ve gösterdiği özgüven ile geleceğe umut saçıyor. Ancak bu iki oyuncunun çıkışı Pelicans’ın kısa vadeli tabloyu düzeltmesine yetmiyor; takımın rotasyonu dengesiz, savunması çökmüş durumda ve liderlik eksikliği belirgin.
🚀 Los Angeles Lakers – Yıldız Eksikliğinde Bile Ayakta
Los Angeles Lakers cephesinde ise çok daha olumlu bir hava var. 8 galibiyet – 4 mağlubiyetlik başlangıç, özellikle LeBron James’in yokluğunu düşündüğümüzde son derece değerli. LeBron, siyatik problemi nedeniyle henüz parkelere dönemedi ve ritmini bulmak için G League ekibiyle beş-e-beş çalışıyor. Buna rağmen Lakers’ın ayakta kalabilmesi, JJ Redick’in sistemine ve kadronun adaptasyonuna önemli bir not düşüyor.
Son maçta Oklahoma City Thunder karşısında alınan 121–92’lik ağır yenilgi elbette moral bozucu, fakat genel tablo hâlâ güçlü bir temel gösteriyor. Lakers net rating açısından ligin ortalarında gezinse de, bunu süper yıldız potansiyelleriyle destekliyorlar. Luka Doncic sezona inanılmaz bir giriş yaptı: 34.3 sayı, 9.1 ribaund ve 8.9 asistlik ortalamalarla hem hücumun motoru hem de takımın ruhu konumunda. Doncic’in yokluğunda ise Austin Reaves adeta bir yıldız gibi oynuyor; özellikle Kings’e karşı attığı 50 sayı sezonun bireysel performanslarından biri olarak ön plana çıktı. Reaves’ın 28.3 sayı ortalaması, mevcut sistemde ne kadar rahat hissettiğini gösteriyor.
Deandre Ayton ve Rui Hachimura da güvenilir yan parçalar olarak Lakers’ı dengede tutuyor. Her iki uzun da hem pota altında hem orta mesafe bölgesinde etkin katkı veriyor. Ayton’ın savunmadaki varlığı Lakers’a direnç sağlarken, Hachimura hücumda ceza şutları ve bitirişleriyle istikrar sunuyor. Takımın genel hücum üretimi 117 sayı civarında seyrederek orta sıralarda yer alıyor, ancak yıldız kalitesinin devreye girdiği anlarda Lakers bir anda elit seviyeye çıkabiliyor.
🔍 Genel Değerlendirme: Farklı Dünyaların Karşılaşması
Bu karşılaşma, gidişatı tamamen farklı iki takımın mücadelesi niteliğinde. Pelicans sakatlıklarla paramparça olmuş, ritmini kaybetmiş ve savunmada alarm veren bir görüntü sergiliyor. Hücum setlerinde yaratıcılık problemi, savunmada çöküş, ribaund sorunları ve lider eksikliği, özellikle güçlü takımlara karşı farkı açan temel problemler. Taraftar desteğinin olmadığı, moralin dipte olduğu bir ortamda genç oyuncuların çıkışları bile kaybı telafi edemiyor.
Lakers ise bundan tamamen farklı bir hikaye yazıyor. LeBron’un yokluğuna rağmen Luka Doncic’in MVP seviyesindeki oyunu, Reaves’ın beklenmedik patlaması, Ayton–Hachimura ikilisinin istikrarlı katkısı ve Redick’in modern setleri takımı ayakta tutuyor. Net reytinglerinin çok parlak olmamasına rağmen maç içinde fark yaratacak bireysel kaliteye sahip olmaları onları tehlikeli kılıyor. Üstelik savunmada kolektif disiplin, Pelicans’ın verimsiz hücumuna karşı önemli bir avantaj olacak.
Sonuç olarak, Pelicans’ın toparlanması için hem sağlık, hem ritim, hem de yapısal bir savunma dönüşümüne ihtiyaç var. Lakers ise eksiklerine rağmen stabil görüntüsünü koruyor ve daha güçlü bir kimlik sergiliyor. İki takımın mevcut formu, mental seviyesi ve kadro durumu göz önüne alındığında, bu mücadelede Pelicans’ın direnci ile Lakers’ın üst düzey yıldız katkısı arasındaki denge belirleyici olacaktır.
