Polonara salondaydı, maçın hikâyesi bir kez daha kalplere dokundu
FIBA 2027 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri D Grubu açılış maçında Roma’daki atmosfer hem duygusal hem de rekabet açısından unutulmaz bir akşam sundu. İzlanda, konuk olduğu güçlü rakibi İtalya’yı 81-76 mağlup ederek turnuvaya büyük bir sürprizle başladı.
Karşılaşmanın duygusal anı ise kanser tedavisi gören ve takımın fahri kaptanı konumundaki Achille Polonara’nın salonda bulunmasıydı. Tribünlerden aldığı alkışlar ve İtalyan basketbolunun ona duyduğu sevgi birleşince gecenin unutulmaz anlarından biri haline geldi.
🔵 İlk Yarı: İzlanda’nın Soğukkanlı Başlangıcı ve Kontrollü Temposu
Maçın ilk dakikalarından itibaren İzlanda’nın planı çok netti:
- Tempoyu kontrol etmek,
- İtalya’nın bire bir üzerinden üretme alışkanlığını bozmak,
- Perimetre savunmasında agresif kalmak
- Elvar Fridriksson liderliğinde yarı sahada doğru kararları almak.
İtalya zaman zaman Procida ve Casarin’le kıvılcım üretse de, İzlanda özellikle Fridriksson – Hlinason ikilisinin oyun kurucu bağlantısından sürekli değer yarattı. İç-dış dengesini kusursuz yöneten İzlanda, devre boyunca önde kalmayı başardı ve soyunma odasına 38-34 üstünlükle gitti.
Özellikle İzlanda’nın savunma disiplininin bu seviyede olması, maçın ilk yarısının da kaderini belirleyen detaylardan biriydi. İtalya, alıştığı ball-screen akıcılığını bulamadı, Tessitori pota altında istediği eşleşmeleri yaratamadı ve üçlük yüzdesi de güven vermedi.
🇮🇸 Üçüncü Çeyrek: Fridriksson Şovun Başlangıcı ve Farkın Açılması
Üçüncü periyot, maçın İzlanda lehine kırıldığı bölüm oldu.
Elvar Fridriksson, hem skor hem karar verme açısından Avrupa kalibresinde bir performans sergileyerek:
- Kritik anlarda üst üste üçlükler gönderdi
- İtalya’nın agresif switch savunmasına karşı çözüm üretti
- Hlinason’ı doğru noktalarda besledi
- Tempoyu tam istediği ritimde tuttu
Öyle ki İzlanda, periyodun sonunda farkı 10 sayıya kadar çıkarmayı başardı.
İtalya adına ise Casarin’in bire birden yarattığı ataklar dışında çözüm üretmek kolay olmadı. Procida’nın atletizmi zaman zaman oyunu hareketlendirse de izleyenler özellikle İzlanda’nın organize hücumuna ve kararlı savunmasına hayran kaldı.
🇮🇹 Son Çeyrek: İtalya’nın Geri Dönüşü Ama İzlanda’nın Karakteri
İtalya son çeyrekte nihayet hücumda kimlik buldu ve:
- Procida’nın agresif penetreleri
- Casarin’in orta mesafe isabetleri
- Tessitori’nin çember altındaki fiziksel teması
sayesinde maçı geri çevirdi.
Bitime 3 dakika kala İtalya ilk kez uzun bir aranın ardından skoru lehine çevirmeyi başardı. Salonda atmosfer yükseldi, Polonara’nın tribünden destek veren görüntüsü ekrana yansıdı ve İtalya rüzgârı arkasına aldı.
Ancak…
Bu noktadan sonra sahnede yalnızca bir adam vardı:
Elvar Fridriksson.
🔥 Final: Fridriksson’ın 65. Saniyelik Oyunu ve Soğukkanlı Bitiş
Fridriksson, bitime 65 saniye kala bir üçlük–faul kombosu ile 3+1 pozisyonunu üreterek İzlanda’yı yeniden öne taşıdı:
77-76.
Bu hamle sadece skor üstünlüğü değil, aynı zamanda maçın psikolojik üstünlüğünün de İzlanda’ya geçtiğini gösteriyordu.
Son 13 saniyede attığı dört serbest atışla da fişi çeken isim yine Fridriksson oldu. İzlanda’nın oyun kurucusu adeta bir koç soğukkanlılığıyla, hatasızca maçı kilitledi.
İtalya son pozisyonlarda organize olamadı, Procida’nın aceleci şutları ve Casarin’in zorlamaları sonuç getirmedi.
⭐ Maçın MVP’si: Elvar Fridriksson (29 sayı – 7/11 üçlük – 5 asist – 3 ribaund)
Fridriksson sadece rakamlarla değil, liderliğiyle de maçı kazandı.
- Kritik üçlükler
- Tempo yönetimi
- Son anlarda soğukkanlılık
- %63 üçlük isabeti
Avrupa’nın en tehlikeli kısa rotasyonlarından biri karşısında kusursuz bir performans ortaya koydu.
🧱 Tryggvi Hlinason: Sessiz Dev (16 sayı)
Boyalı alan hâkimiyeti, doğru devrilmeler ve savunmada verdiği blok tehditleriyle İzlanda’nın diğer kilit ismiydi.
🏛️ İtalya Cephesi: Eksik Olan Sadece Sonuç Değildi
Davide Casarin (19 sayı, 3 ribaund) ve Gabriele Procida’nın (16 sayı, 5 ribaund) toplam 35 sayı üretmesi maçı kazanmaya yetmedi.
İtalya’nın temel problem alanları:
- Set hücumunda durağanlık
- Pota altını savunamamak
- İzlanda’nın adam değişme variasyonlarına karşı çözüm üretmekte zorlanmak
- Düşük dış şut yüzdesi (özellikle kritik anlarda)
Bu sorunlar birleşince, yüksek tempolu oynamak isteyen İtalya kendi basketbol kültürünün altında kaldı.
🎗️ Polonara: Maçın Kalplere Dokunan Detayı
Kanser tedavisi nedeniyle parkeye dönemeyen Achille Polonara, sadece salonda bulunmasıyla bile büyük alkış aldı. Tribünlerin onu ayakta alkışlaması, milli takım staffının selam göndermesi ve yayıncı kuruluşun onun yüzüne odaklanan görüntüleri gecenin duygusal kırılma anıydı.
Basketbolun bazen sadece bir spor olmadığını hatırlatan bir sahne…
🎯 Sonuç: İzlanda’dan Yine Tarihi Bir Zafer
İzlanda, iki yıl önce İtalya’yı deplasmanda yendiğinde bunun bir tesadüf olmadığı konuşulmuştu.
Bugün ise tüm Avrupa’ya bir kez daha mesaj verdiler:
“Biz sadece sürpriz takımı değiliz, rekabet ettiğimiz herkesi yenebilecek bir yapıya sahibiz.”
Roma’daki 81-76’lık zafer, sadece bir galibiyet değil;
stratejik disiplinin, lider karakterin ve takım kültürünün zaferiydi.
