FIBA Şampiyonlar Ligi ikinci hafta mücadelesinde İtalyan ekibi Trireste 15 Ekim Çarşamba günü saat 22:00’da temsilcimiz Galatasaray MCT Technic ile karşılaşacak.
Palasport “Cesare Rubini”‘de oynanacak ve TRT Spor ekranlarında yayınlanacak karşılaşma öncesinde gelin takımların son durumlarına birlikte göz atalım, keyifli okumalar.
🏠 Trieste’nin Dengesiz Başlangıcı
Ev sahibi Trieste, yeni sezona beklentilerin oldukça altında bir giriş yaptı. Serie A’daki açılış maçında Trapani’ye 91-87 kaybeden ekip, ardından FIBA Şampiyonlar Ligi’nde Würzburg deplasmanında 78-63’lük bir mağlubiyetle sarsıldı. Ancak geçtiğimiz hafta Napoli karşısında 84-79’luk deplasman galibiyetiyle sezonun ilk zaferini elde ettiler. Takımın başında, Alba Berlin döneminden tanıdığımız Israel Gonzalez bulunuyor. Gonzalez’in felsefesi, hızlı top hareketine ve takım bütünlüğüne dayalı bir oyun üzerine kurulu. Fakat Trieste, henüz bu kimliği sahaya yansıtmakta zorlanıyor.
Takımın liderliğini geçen sezondan kalan Colbey Ross üstleniyor. Napoli galibiyetinde 15 sayı üreten Ross, hem skor hem de tempo kontrolü açısından Trieste’nin beyni konumunda. Onu destekleyen bir diğer deneyimli isim Markel Brown, sezondaki ilk çift haneli skorunu (14 sayı) kaydederek hücuma nefes aldırdı. Ancak yeni transfer Jahmi’us Ramsey, şu ana kadar takımın en istikrarlı hücum opsiyonu oldu. G-League geçmişinden gelen Ramsey, üç maçta 17 sayı ortalamasıyla oynayarak takıma dinamizm kattı. Yine de Trieste’nin en belirgin zaafı, top kayıplarındaki fazlalık. Trapani karşısında 17, Napoli karşısında 18 top kaybı yapan Trieste, bu alışkanlığını azaltmadığı sürece ritim bulmakta zorlanacaktır. Ayrıca üçlük yüzdesindeki tutarsızlık da takımın skor potansiyelini sınırlıyor. Gonzalez’in sistemi zamanla oturabilir, ancak mevcut tablo, Trieste’nin hala kimlik arayışında olduğunu gösteriyor.
🦁 Galatasaray’ın Yükselen Formu ve Hücum Zenginliği
Temsilcimiz Galatasaray, sezona güçlü bir reaksiyonla başlayan ekiplerden biri. Koç Yakup Sekizkök, Bahçeşehir karşısında alınan açılış yenilgisinin ardından takımı kısa sürede yeniden organize etmeyi başardı. Önce iç sahada güçlü Tofaş’ı mağlup ettiler, ardından FIBA Şampiyonlar Ligi’nde Igokea karşısında 94-82’lik net bir galibiyet aldılar. Son maçta ise deplasmanda Petkim Spor’u 80-75’le geçerek form grafiğini yukarı taşıdılar. Galatasaray’ın bu sezonki en dikkat çekici özelliği, hücumda sahip olduğu çok yönlü skor tehdidi.
Takımın lideri konumundaki James Palmer Jr., sezona adeta fırtına gibi başladı. 21.8 sayı ortalamasıyla sarı-kırmızılı ekibin en güvenilir skor opsiyonu olan Palmer, dış şutlardaki etkinliğiyle savunmaları zor durumda bırakıyor. Onun yanında Errick McCollum, 37 yaşına rağmen hala maç kazandırabilecek düzeyde. Petkim deplasmanında 21 sayı atan tecrübeli guard, clutch anlarda oyunu kontrol etme becerisiyle fark yaratıyor. Henüz tam ritmini bulamasa da Will Cummings, hem top yönlendirme hem de savunmadaki agresifliğiyle takımın dengesini sağlayan isim.
Uzun rotasyonunda Freddie Gillespie, Fabian White Jr. ve Christian Bishop üçlüsü, Galatasaray’a fiziksel direnç ve ribaund avantajı kazandırıyor. Özellikle Gillespie’nin pota altındaki sertliği, Sekizkok’un savunma planlarında kilit bir rol oynuyor. Ayrıca Buğrahan Tuncer, Muhsin Yaşar ve Rıdvan Öncel gibi katkı verebilen yerli oyuncular, takımdaki dakikaların dengelenmesini sağlıyor. Galatasaray şu anda hem tempo hem de hücum çeşitliliği açısından Şampiyonlar Ligi’nin en formda ekiplerinden biri görünümünde.
🔥 Genel Değerlendirme
İki takımın mevcut form durumları karşılaştırıldığında, Trieste’nin hala kimlik arayışında olduğu, Galatasaray’ın ise çoktan oturmuş bir sistemle ilerlediği görülüyor. Israel Gonzalez, Trieste’de hareketli hücum düzeni kurmaya çalışsa da top kayıpları, savunma yerleşiminde yaşanan gecikmeler ve düşük dış şut yüzdesi, takımın potansiyelini sınırlıyor. Hücumda Ramsey’nin patlayıcılığına, Ross’un yönlendirmesine ve Brown’un dış katkısına ihtiyaç duyuyorlar; fakat bu üç ismin aynı anda verimli oynamadığı her maçta üretkenlik düşüyor.
Buna karşılık temsilcimiz Galatasaray, oturmuş bir oyun kimliğine ve geniş bir skor dağılımına sahip. Sekizkök’ün takımı, sadece bireysel yeteneklerle değil, top paylaşımı ve alan açma üzerine kurulu bir sistemle oynuyor. Palmer’ın bitiriciliği, McCollum’un liderliği ve uzun rotasyonunun istikrarı, Galatasaray’ı Avrupa’da da ciddi bir tehdit haline getiriyor. Takımın yüksek tempolu oynamasına rağmen top kaybı oranının düşük olması, sistemsel olgunluğun en net göstergesi.
Genel olarak değerlendirildiğinde, Trieste bu sezon yeniden yapılanma sürecinde, savunma disiplini ve pas kalitesi henüz oturmamış bir ekip. Temsilcimiz ise tecrübeli kadrosu, güçlü liderleri ve istikrarlı hücum planıyla sezonun erken döneminde çok daha hazır bir görüntü çiziyor. Bu iki farklı yapı karşı karşıya geldiğinde, sahada teknik kalitenin, disiplinin ve hücum çeşitliliğinin ne kadar fark yaratabileceği açıkça görülecek. Trieste için bu mücadele, kimliğini güçlendirme sınavı; temsilcimiz Galatasaray içinse Avrupa’daki iddiasını pekiştirme fırsatı olacak.
