Euroleague 13. hafta mücadelesinde BC Dubai Salı günü saat 19:00’da Paris Basketball ile karşılaşacak.
Birleşik Arap Emirlikleri’nde oynanacak ve her zaman olduğu gibi S Sport ekranlarında yayınlanacak karşılaşma öncesinde gelin takımların son durumlarına birlikte göz atalım, keyifli okumalar.
🏠 Dubai – EuroLeague’de Güçlü Başlangıca Rağmen İstikrarsızlık ve Sakatlık Krizi
Dubai, ABA Ligi’ndeki etkileyici çıkışının ardından bu sezon EuroLeague sahnesine adım attı ve beklentilerin altında kalmaktan oldukça uzak bir performans sergiledi. Hatta sakatlık kabusu yaşamasalardı, 5–7 olan derecelerinin daha da iyi olabileceğini söylemek yanlış olmaz. 12 maç sonunda takımın hem kimliği hem düzeni oturmaya başladı; fakat dış sahadaki ciddi problem devam ediyor. Deplasmanda 1 galibiyet – 6 mağlubiyet, evde ise 4 galibiyet – 1 mağlubiyet gibi çarpıcı bir ayrım var. Panathinaikos deplasmanı da bu problemin bir devamı niteliğindeydi.
Dubai’nin ana hikayesi sezon boyunca sakatlıklar oldu. Takımın en önemli iki arka alan oyuncusu Dzanan Musa ve Aleksa Avramović, sezonun büyük bölümünü kaçırdı. Şimdi yavaş yavaş ritim bulmaya başlasalar da bu kez takımın ana skorerlerinden Dwayne Bacon sakatlar listesine eklendi. Sadece üç oyuncunun tüm maçlarda forma giymiş olması, yaşanan kadro dalgalanmasını net biçimde ortaya koyuyor.
Bu zorlu süreçte iki oyuncu takımı ayakta tuttu: Filip Petrusev ve Mfiondu Kabengele. Petrusev’in istikrarlı iç saha üretimi ile Kabengele’nin enerjisi, fiziksel teması ve bitiriciliği Dubai’yi EuroLeague’in en etkili uzun rotasyonlarından birine dönüştürdü. Kabengele’nin ilk EuroLeague sezonunda bu kadar hızlı uyum sağlaması da ayrı bir kazanım. Bir diğer pozitif hikâye ise McKinley Wright. Musa ve Avramović yokken organizasyon tamamen onun üzerine kuruldu ve oyun kurucu rolünde yüksek verim verdi.
Dubai’nin en dikkat çeken istatistiği ise hücum ve savunma dengesizliği. Takım, EuroLeague’in en iyi 5. hücum rating’ine sahipken savunmada ligin dibine yakın durumda. Özellikle birebir savunmada yaşanan zaaflar, çok kolay penetre verilen yapılar ve geri koşma problemleri onların maç kontrolünü kaybetmesine neden olabiliyor. Eğer savunmadaki bu kopmalar minimize edilmezse, hücum verimliliği playoff yarışında tek başına yeterli olmayacaktır.
🌐 Paris – Sistem Takımı Olmanın En Güçlü Kanıtı
Paris, geçen sezonki sürpriz başarı ve play-off koşusunun ardından yaz döneminde neredeyse tamamen dağılan bir kadroyla yeni sezona girdi. T.J. Shorts, Tyson Ward, Mikael Jantunen gibi sistemin merkezindeki isimlerin gitmesi ve koç Tiago Splitter’ın ayrılışı, takımı büyük bir düşüşe sürükleyebilir diye bekleniyordu. Ancak Paris, “sistem oyuncudan büyüktür” felsefesinin en güncel örneğini sergiliyor ve şu ana kadar 5–7 derecesiyle rekabetçi bir görüntü çiziyor.
Paris’in kimliği son iki sezondur değişmedi:
- Çok yüksek tempo
- Hokey tarzı sık rotasyon
- Yüksek üçlük hacmi (maç başı 35+ deneme)
- Geçiş hücumu ve erken hücum arayışı
- Agresif hücum ribaundu baskısı
Takımın bu yapısının merkezinde sezonun ilk bölümü boyunca Nadir Hifi vardı. Hifi’nin yüksek hacimli üçlük denemeleri sadece skor katkısı olarak değil, savunmaları genişleten ve Paris’in temposunu yükselten bir unsur olarak büyük önem taşıyor. Ancak Olympiacos karşısında oynamadığı maçta bu kez sahneye Justin Robinson çıktı ve 35 sayılık olağanüstü performansıyla takımın sistemine ne kadar uygun bir profil olduğunu gösterdi.
Paris, hücumdaki bu agresif tarzını ribaundlarla da destekliyor. EuroLeague’in en iyi hücum ribaundu takımı olmaları, ikinci şans sayılarının her maç belirleyici seviyeye çıkmasına neden oluyor. Genel ribaund verimliliğinde Real Madrid’in gerisinde ikinci sırada olmalarının temel sebebi, savunma ribaundu tarafındaki dalgalanma. Bir diğer kritik nokta ise bu tempolu oyunun zaman zaman top kayıplarını artırması; Paris’in bu alandaki dalgalanmaları bazı maçlarda oyunu kopartamamalarına yol açıyor.
🔍 Genel Değerlendirme – Tempo, Ribaundlar ve Yıldızların Durumu Maçın Şeklini Belirleyecek
Bu maç, sezonun en ilginç tempo savaşlarından birine sahne olabilir. Dubai’nin hücum kalitesi çok yüksek, Paris’in temposu ise EuroLeague standartlarını aşan bir seviyede. Dolayısıyla oyunun şu üç eksende şekillenmesi oldukça muhtemel:
1️⃣ Yıldızların Durumu ve Sağlık Raporu
- Dubai’de Musa (oynayabilirse) ve Avramović’in ritim bulma süreci çok önemli.
- Bacon oynayamayazsa yokluğu skor yükünü daha da daraltacak.
- Paris’te Hifi’nin oynama durumu belirleyici olacak, Robinson’ın formu ise büyük bir artı.
2️⃣ Ribaund Dengesi
- Paris ligin en iyi hücum ribaundu takımı.
- Dubai’nin Petrusev–Kabengele ikilisi çok güçlü bir karşılık sunuyor.
- Bu alan maçın kırılma noktası olabilir.
3️⃣ Tempo Kontrolü
- Paris tempoyu yükseltmek isteyecek.
- Dubai ise yarı sahada daha verimli olan taraf.
- Temponun hangi yöne kayacağı maçın gidişatını net şekilde belirler.
İki takım da kendi kimliği üzerinden oynuyor ve bu karşılaşma farklı basketbol tarzlarının çarpışması niteliğinde olacak. Dubai, iç sahadaki güçlü yüzünü gösterirse avantajlı; Paris ise tempo ve ribaund üstünlüğünü kurabilirse deplasmanda sürpriz yapabilecek kapasitede.
