Euroleague 7. Hafta mücadelesinde Paris Basketball Salı günü saat 22:45’de temsilcimiz Anadolu Efes ile karşılaşacak.
Adidas Arena’da oynanacak ve S Sport ekranlarında yayınlanacak olan karşılaşma öncesinde gelin takımların son durumlarına birlikte göz atalım, keyifli okumalar.
🔵 Paris Basketball: Hız, Disiplin ve Yeniden Doğan Kimlik
Geçtiğimiz sezon EuroLeague’in en büyük sürprizine imza atan Paris Basketball, bu yıl da kısa sürede dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Kadrosunu yaz döneminde neredeyse baştan aşağı yenileyen Fransız ekibi, beklentilerin aksine yine üst düzey bir rekabet seviyesi yakaladı. İlk altı maç sonunda 4 galibiyet – 2 mağlubiyet gibi oldukça iyi bir dereceye sahipler. Üstelik bu galibiyetlerin arasında Maccabi Tel Aviv, Virtus Bologna, Baskonia ve son olarak Partizan Belgrad gibi güçlü rakipler bulunuyor. Özellikle deplasmanda Partizan karşısında aldıkları 101–83’lük dominant galibiyet, onların sadece tempolu değil aynı zamanda sistemli bir takım haline geldiğini kanıtladı.
Koç Tuomas Iisalo, geçen sezonun yüksek tempolu oyun felsefesini korurken, takımın top paylaşımını ve spacing düzenini daha da geliştirmiş durumda. Yeni oyun kurucu Justin Robinson, T.J. Shorts’un yerini doldurmakla kalmadı, takımı yönlendirme ve tempo kontrolünde büyük güven verdi. Ancak Paris’in gerçek yıldızı, şüphesiz Nadir Hifi. Geçtiğimiz sezon “şut tehdidi” olarak öne çıkan genç yıldız, bu yıl oyunun her alanında gelişim gösteriyor. Partizan karşısında 21 sayı, 6 ribaund ve 4 asist ile oynarken, sadece istatistik değil; karar verme kalitesi ve liderliğiyle de fark yarattı. Onun yanında uzun sakatlıktan dönen Sebastian Herrera 17 sayılık performansla katkı verdi, savunmada da fiziksel teması seven Yakuba Ouattara 14 sayıyla çift yönlü katkı sundu.
Paris şu anda EuroLeague’in en tempolu takımı. Maç başına 79.7 hücum ile oynamaları, hızlı hücumda en üretken ekip olmalarını sağlıyor. Bu yüksek tempo, aynı zamanda savunma geçişlerinde zaman zaman riskler yaratsa da, takımın atletizmi ve savunma rotasyonlarındaki enerji bu açığı büyük oranda kapatıyor. Hifi ve Herrera’nın dış tehditleriyle açılan alan, Tashawn Thomas ve Tyson Ward gibi isimlerin pota altına daha rahat penetre etmesini sağlıyor. Paris’in hücum kimliği tamamen kolektif anlayışa dayanıyor; tek bir süperstara değil, takımın uyumuna bağlı bir başarı hikayesi yazıyorlar.
🔵 Anadolu Efes: Eksik Uzun Rotasyonu ve Savunma Krizi
Anadolu Efes açısından sezonun ilk bölümü zorlu geçti. EuroLeague’de 2 galibiyet – 4 mağlubiyet ile beklenenden düşük bir performans sergiliyorlar. En büyük problem ise, sezon öncesinde kadro yapılanmasında planlanan uzun rotasyonundaki eksikler. Takımın yeni yıldızı Vincent Poirier, sakatlığı nedeniyle en erken Aralık sonu ya da Ocak başında sahalara dönebilecek. Bu eksiklik, Efes’in hem hücum düzenini hem de savunma dengesini doğrudan etkiliyor. Ayrıca Georgios Papagiannis sezonu kapatırken, Ercan Osmani sakatlıktan dönse de hâlâ tam formuna ulaşamadı. Son olarak, Kai Jones’un Fenerbahçe maçını migren nedeniyle kaçırmasıyla, Efes pota altında tamamen alternatifsiz kaldı.
Koç Tomislav Mijatovic, bu durumu oyun temposunu düşürerek çözmeye çalışıyor. Efes şu anda ligin en yavaş tempoda oynayan ikinci takımı (maç başına 70 hücum) ve bu bilinçli bir tercih. Ancak bu düşük tempo, savunma verimliliğini düzeltmeye yetmedi. Takım 100 pozisyon başına 121 sayı gibi alarm veren bir savunma ortalamasına sahip; yani EuroLeague’deki en zayıf savunmalardan biri durumundalar. Hücumda ise sorunlar daha az. Shane Larkin, P.J. Dozier, Nick Weiler-Babb ve Jordan Loyd’dan oluşan guard hattı, yüksek bireysel skor potansiyeline sahip. Özellikle Larkin ve Dozier’in tempo arttığında nasıl fark yarattıkları biliniyor, ancak savunmadaki zaaflar, bu hücum performanslarının değerini gölgede bırakıyor.
Efes’in en büyük zafiyeti ribaundlar. Takım ribaund verimliliğinde ligin son dört takımı arasında, yani hem hücumda ikinci şans yaratmakta hem de savunmada rakiplere fazla fırsat tanımakta zorlanıyor. Poirier ve Papagiannis’in yokluğunda Dozier’in guard rebound katkısı, takımın ayakta kalmasını sağlayan nadir unsurlardan biri. Bununla birlikte Isaia Cordinier’in savunmadaki enerjisi, Efes’in maç içinde direnç kazandığı anların temel kaynağı. Ancak kadro dengesizliği nedeniyle bu anlar süreklilik kazanamıyor.
⚖️ Genel Değerlendirme: Hızlı Paris’e Karşı Kontrollü Efes
Bu mücadele, farklı oyun felsefelerinin çarpışması olarak öne çıkıyor. Bir tarafta tempoyu maksimumda tutarak açık alanda üretken olan, enerjik ve genç Paris Basketball; diğer tarafta tempo düşürüp savunmada direnç kurmaya çalışan, ama boyalı alan zaafı yaşayan Anadolu Efes. Paris, topu eline aldığı her fırsatta hızlı hücuma kalkmayı hedefliyor. Efes ise bunu engellemek için yarı sahada oyunu yavaşlatmak ve Paris’in ritmini bozmak zorunda.
Efes’in savunmada Nadir Hifi ve Sebastian Herrera’nın dış şutlarına karşı göstereceği reaksiyon kritik olacak. Aksi halde Paris’in hızlı hücum ve dış isabet kombinasyonu, farkı kısa sürede açabilir. Hücumda ise Shane Larkin’in liderliği, Efes’in tek istikrarlı dayanağı olarak öne çıkıyor. Ancak pota altı üretiminin sınırlı olması, Paris’in fiziksel savunmasına karşı sıkıntı yaratabilir.
Sonuç olarak bu karşılaşma, ritim ve tempo savaşının öne çıkacağı bir mücadeleye dönüşecek. Paris, dinamik ve özgüvenli yapısıyla formda bir görüntü sergilerken; Efes, eksiklerle boğuşsa da tecrübeli backcourt’unu kullanarak maçı yarı sahaya taşımak isteyecek. Hızın, enerjinin ve stratejinin öne çıkacağı bu karşılaşma, hem Paris’in yükselen form grafiğini hem de Efes’in direnç kapasitesini ölçen önemli bir sınav olacak. 🏀🔥
