Euroleague 11. hafta mücadelesinde Olimpia Milano 14 Kasım Cuma günü saat 22:30’da Olympiakos ile karşılaşacak.
Unipol Forum’da oynanacak ve her zaman olduğu gibi S Sport ekranlarından canlı olarak yayınlanacak maçın öncesinde gelin takımların son durumlarını birlikte mercek altına alalım, keyifli okumalar.
🏠 Milano’nun Son Durumu: Eksiklere Rağmen Direnç ve Savunma Kimliği
Milano, sezonun en kritik dönemlerinden birinden geçiyor olsa da aldığı üç maçlık EuroLeague galibiyet serisi, takımın karakteri ve savunma disiplini açısından önemli bir referans oluşturdu. Asvel karşısındaki 80–72’lik galibiyet, rakibin zayıflığına rağmen olağanüstü zor koşullarda geldi. Maçtan yalnızca bir saat önce, takımın en önemli hücum opsiyonlarından Shavon Shields, Marko Guduric ve aynı zamanda takımın beyni konumundaki head coach Ettore Messina’nın forma giyemeyeceği açıklandı. Buna ek olarak Lorenzo Brown, Zach LeDay, Josh Nebo ve yeni transfer Nate Sestina gibi kritik parçaların yokluğu, Milano’nun normal şartlarda yarışma şansını dramatik şekilde azaltması gereken bir tabloydu. Ancak takım, Giuseppe Poeta’nın kenardan yönetimiyle son derece disiplinli bir savunma koyarak kazanmayı başardı.
Bu dönemde Armoni Brooks ve Leandro Bolmaro, hücumda beklenenden çok daha büyük bir yük taşıdı. Özellikle Brooks’un dış şut tehditi ve Bolmaro’nun agresif penetreleri, hücumda tıkanan bölümlerde Milano’nun can simidi oldu. Yine de Milano’nun temel gücü — Messina kültürünün bir yansıması olarak — savunma stabilitesi. Son Asvel galibiyetinde olduğu gibi, ayakta kalmalarının tek yolu rakibin ritmini bozmak, tempoyu yavaşlatmak ve hataya zorlamak olacak.
Bu maç öncesi en büyük belirsizliklerden biri, Guduric ile Shields’ın oynayıp oynamayacağı. İkisi de sahada olursa Milano’nun hücum çeşitliliği ve karar vericiliği ciddi şekilde artar; yokluklarında ise takımın skorda ayakta durması daha da zorlaşır. Messina’nın dönmesi ise hem rotasyon yönetimi hem de savunma stratejisinin doğru uygulanması açısından kritik. Elde kim oynarsa oynasın, Milano’nun bu maçı rekabetçi kılabilmesi için oyunu 70’li sayılarda tutması şart gibi görünüyor. Hücum gücü sınırlı olan Milano’nun Olympiacos gibi bir ekiple tempolu oynaması gerçekçi bir seçenek değil.
🚀 Olympiacos’un Formu: Yükseliş, Hücum Patlaması ve Yeni Sorumluluklar
Olympiacos cephesinde ise hava oldukça farklı. Kırmızı-beyazlılar, sezonun en iyi performanslarından birini sergileyerek Zalgiris’i 95–78 gibi net bir skorla geçti. Zalgiris’in EuroLeague’in en iyi savunma derecesine sahip olduğunu düşünürsek, bu skor yalnızca bir galibiyet değil, aynı zamanda ciddi bir güç gösterisiydi. Tyler Dorsey, 30 sayılık performansıyla kariyerinin en verimli EuroLeague maçlarından birini oynadı ve yeniden güven tazeledi. Uzun süre rotasyon dışında kaldıktan sonra bu seviyeye dönmesi Bartzokas’ın elini hücumda ciddi anlamda rahatlatıyor.
Nikola Milutinov, sezon başından beri olduğu gibi yine iç sahayı domine etti ve boyalı alan üstünlüğü Olympiacos’un temel yapı taşlarından biri olmaya devam ediyor. Sasha Vezenkov ise hücumda her zamanki tamamlayıcı rolünü başarıyla sürdürürken, Olympiacos’un spacing ve yarı saha disiplini, Milano gibi sınırlı kadrolara karşı doğal bir avantaja dönüşüyor.
Ancak her şey bu kadar parlak değil. Yalnızca iki dakika sahada kalan Keenan Evans’ın yaşadığı büyük sakatlık, Olympiacos’un guard rotasyonunu ciddi şekilde etkiliyor. Zaten Nigel Williams-Goss gibi önemli bir yaratıcıyı kaybetmişken şimdi Walkup ve Saben Lee’nin yükü daha da artmış durumda. Evan Fournier hala ritim bulma aşamasında ve bu maçta ondan gelecek ekstra katkı kritik olabilir. Bunun yanında Frank Ntilikina ve Moustapha Fall yokluğu da rotasyonun belli bölümlerini kısıtlıyor.
Tüm bu tabloya rağmen Olympiacos mevcut formuyla, sertliği ve yarı sahadaki düzeniyle halen Final Four seviyesinde bir takım görüntüsü veriyor. Özellikle savunma sertlikleri, Milano’nun dar kadrosunu zorlayabilecek düzeyde.
📝 Genel Değerlendirme: Tempo Savaşı, Fiziksel Mücadele ve Savunma Merkezli Bir Karşılaşma
Bu maçın kırılma noktasını büyük ihtimalle tempo belirleyecek. Milano, eksiklerle birlikte tempoyu tamamen düşürmek, top kayıplarını minimize etmek ve oyunu defansif bir çerçevede tutmak zorunda. Olympiacos ise genişliği sınırlı olsa da daha net hücum opsiyonlarına sahip ve son dönemdeki şut ritmi oldukça yüksek. Dorsey–Vezenkov–Milutinov üçlüsü formdayken, Milano’nun boyalı alanı savunması ve aynı anda üçlük çizgisini kontrol etmesi kolay olmayacak.
Milano’da Shields ve Guduric sahada olursa hücum organizasyonu çok daha güçlü bir yapıya bürünür; yokluklarında ise Bolmaro ve Brooks gibi isimlerin aşırı yük taşıması gerekir. Poeta’nın maç içi yönetimi, Messina’nın kenara dönüp dönmemesi kadar belirleyici olabilir. Olympiacos tarafında ise Walkup ile Lee’nin Milano savunmasına karşı doğru kararlar vermesi, Dorsey’nin formunu sürdürmesi ve Milutinov’un fiziksel üstünlüğü belirleyici unsurlar.
Kağıt üzerinde, kadro derinliği ve form açısından Olympiacos bir adım önde görünse de, Milano’nun evinde savunma merkezli maçları zorlayabildiğini biliyoruz. Bu nedenle karşılaşma, hücumdan çok savunma konseptlerinin ve koç dokunuşlarının belirleyici olacağı bir EuroLeague mücadelesi olmaya aday.
