26 Ocak 2026

Analiz: Lietkabelis, Panionios Deplasmanında Morris’in Son Çeyrek Operasyonuyla Çıktı

BKT EuroCup’ta kötü gidişi durdurmakta zorlanan ve üst üste altı mağlubiyet alan Lietkabelis Panevezys, Atina’da sezonun kırılma maçlarından birine çıktı. Panionios’un da 13 maçtır kazanamadığı düşünüldüğünde iki takım için de bu karşılaşmanın stres seviyesi oldukça yüksekti.

Ancak geceye damga vuran tek bir gerçek vardı: Jamel Morris, 32 dakika boyunca sayı üretemediği maçın son bölümünde adeta alev alarak takımını 72-79’luk kritik bir deplasman galibiyetine taşıdı.

Düşük Tempolu Başlangıç ve Kontrollü İlk Yarı 🧊⛓️

Karşılaşma beklentilerin aksine sert savunmalarla başladı. İki takım da yarı saha hücumlarında set disiplinini bozmadan oynamaya çalışınca tempolar düşük kaldı. Lietkabelis, topu daha fazla paylaşan ve ribaundlarda daha disiplinli olan taraf olarak 12-16’lık bir üstünlükle ilk çeyreği önde kapattı.

İkinci çeyrekte Panionios, özellikle iki numara ve üç numara pozisyonlarından gelen penetrelerle oyunu dengelemeyi başardı. Ancak Lietkabelis’in savunma disiplinini bozmaması sayesinde fark hiçbir zaman erimedi ve devre 31-35 Litvanya temsilcisinin üstünlüğüyle geçildi.
Bu bölümde Augustine Rubit’in her iki pota altında da gösterdiği enerjik performans, takımını ayakta tutan en önemli etkenlerden biriydi.

Panionios’un Üçüncü Periyot Reaksiyonu ve Maçın Kırılgan Dengesi ⚖️🔄

Üçüncü çeyreğe daha agresif savunmayla başlayan Panionios, özellikle dip köşe şutları ve geçiş hücumlarında etkili olarak farkı eritmeye başladı. Lietkabelis her ne kadar skora tutunmayı başarsa da üçüncü çeyreğin sonunda her şey tamamen yeniden şekillendi: 52-55.

Bu bölümde dikkat çeken nokta, Lietkabelis’in hücumda tıkandığı anlarda Jamel Morris’in ritim bulamamasıydı. Tecrübeli guard, 32 dakikalık süre zarfında ne dış şutlarda ne orta mesafede isabet bulabiliyor, topu yere vurduğu pozisyonlarda bile doğru açıları yakalayamıyordu. Aslında maçın hikâyesi tam da bu noktadan sonra değişmeye başlıyordu.

Son Periyot: Jamel Morris Efsaneye Dönüştü 🔥🏆

Bir oyuncunun 0/10 ile başlayıp maçın kaderini belirlemesi basketbolun büyüsünün en somut örneklerinden biridir. Dördüncü periyodun başlarında Morris’in nihayet yüzdüğü turnike-faul pozisyonu ise adeta önce kendisini, ardından takımını ateşledi. Skor 52-60 olduğunda momentum tamamen Lietkabelis’e dönmüş gibiydi.

Panionios her geri dönüş girişiminde farkı 3-4 sayıya kadar indiriyor, ancak Morris her defasında cevap veriyordu:

  • Kritik üçlük 💥
  • Zor bir turnaround jumper 🎯
  • Ceza sahası üzerinden step-back üçlük – hem de EuroCup logosunun oradan! 🚀

Son 7 dakikada 16 sayı atan Morris, takımının son periyottaki toplam 24 sayısının neredeyse üçte ikisini tek başına üretti. Bu performans sadece skor anlamında değil, psikolojik olarak da maçı Litvanya ekibine getiren en önemli unsurdu.

Rubit’in İki Yönlü Domine Eden Performansı 🛡️💪

Jamel Morris gecenin kahramanı olsa da, Augustine Rubit’in oyunun iki yönünde gösterdiği etkinlik göz ardı edilemez.
Rubit:

  • 12 sayı
  • 8 ribaund
  • 4 top çalma (kariyer rekoru)
  • 6/7 serbest atış
  • 3/6 ikilik isabeti

ile takımının hem savunma sigortası hem de hücumdaki güvenli çıkış noktası oldu.
Özellikle Panionios’un ana hücum silahlarının penetre ve iç-dış oyun yapısına karşı koymada Rubit’in çabuk ayakları ve doğru pozisyon alması, Lietkabelis adına savunmanın temelini oluşturdu.

Lietkabelis Adına Ne Anlama Geliyor? 🚀📈

Bu maç yalnızca bir galibiyet değil; aynı zamanda:

  • 6 maçlık EuroCup mağlubiyet serisinin bitişi
  • Bu sezon ilk deplasman galibiyeti
  • Savunmada sezonun en düşük sayı yeme performansı (72)
  • Yeniden yapılandırılan takım kimliğinin sahaya yansıması

olarak Litvanya ekibinin geleceği adına çok önemli mesajlar içeriyor.

Artık ulusal arada takımın ritim kazanma, yeni rollerin oturması ve özgüvenin pekişmesi için bir fırsat var. 4 Aralık’ta Londra Lions karşısında alınacak olası bir galibiyet, bu çıkışın playoff iddiasına dönüşmesi için kritik olacak.

Sonuç: “Asla Geç Değildir” – Morris ve Arkadaşları Yeni Sayfayı Açtı 📘✨

Atina’daki galibiyet, yalnızca bir skor değil; mental olarak dibe vurmuş bir takımın yeniden ayağa kalkış hikâyesiydi. Jamel Morris’in 32 dakikalık sessizliğin ardından sahneye çıkması, Rubit’in iki yönlü dominasyonu ve Canak’ın savunma odaklı stratejisinin karşılık bulması, Lietkabelis’in sezonu tersine çevirebileceğinin sinyallerini verdi.