26 Ocak 2026

Maç Sonu Analizi: Real Madrid, El Clasico’da Lyles ile Güldü

EuroLeague’in en özel rekabetlerinden biri olan El Clásico, bu kez sezonun en yüksek tempolu ve en keyifli maçlarından birine sahne oldu. Real Madrid, Palau Blaugrana’da FC Barcelona’yı 101-92 mağlup ederek hem deplasman mağlubiyet serisini sonlandırdı hem de moral ve kimlik açısından çok kritik bir galibiyet aldı.

Skorun ötesinde önemli olan, oyunun hikayesinin Real Madrid tarafından ilk dakikadan itibaren kontrol edilmesi ve bu kontrolün merkezinde yeni transferlerden Trey Lyles’ın tarihi performansının bulunmasıydı.

🔥 İlk Çeyrekten Gelen Mesaj: Real Hızlandı ve Barcelona Yetişemedi

Real Madrid maça adeta jet motorları çalıştırılmış gibi başladı. İlk çeyrekte 34 sayı üretmeleri yalnızca hücum verimliliği değil, oyun temposu üstünlüğünün net göstergesiydi. Barcelona’nın savunma yerleşimi set kurulamadan dağıldı, Campazzo tempo belirleyen, Lyles ise bitirici rolü eksiksiz uygulayan oyuncular oldu.

Lyles yalnızca skor üretmedi; topsuz hareketleriyle Barcelona savunmasını sürekli kararsız bıraktı. Özellikle Toko Shengelia ve Jan Vesely’nin ikili oyun savunma açıları dağıldığında Real dış şut tehditiyle alanı genişletti. İlk yarıda 58 sayı atan Real Madrid, Barcelona’nın EuroLeague tarihinde bir maçın ilk yarısında yediği en yüksek sayılardan birine imza attı.

Bu hızlı başlangıç, maçın geri kalanında skor ne kadar yaklaşıyor olursa olsun Real Madrid’in kontrol duygusunu hiç kaybetmemesini sağladı.

🎯 Trey Lyles: Sahnede İlk Clásico ve Bir Tarih Yazımı

29 sayı.
Bir Clásico’da Real Madrid formasıyla tarihin en yüksek bireysel skoru.
İlk Clásico’sunda.

Bu cümle bile performansın ağırlığını anlatmaya yeter.

Lyles’ın öne çıkan yönleri:

  • Fiziksel temas içinde bitirme kalitesi
  • Topsuz koşularda savunma yönlendirmesini bozma becerisi
  • İkili oyun sonrası “short roll” karar vericiliği
  • Köşe ve tepeden şut tehditi

Oyun tarzı kağıt üzerinde EuroLeague’e uyum için risk taşıyor gibi görünse de Lyles’ın “ayarlanabilir oyuncu profili”, Scariolo’nun sistem içinde ona özgürlük alanı yaratmasıyla değer kazanıyor.

Kendisi maç sonrası bunun altını net çizdi:

“Uyum kolaydı diyemem ama çabuk adapte olabilen bir oyuncuyum. Takım arkadaşlarım ve koçlar da bu süreci kolaylaştırdı.”

Lyles hem skor hem zihinsel ağırlık anlamında maçın tonunu belirleyen oyuncu oldu.

🎮 Campazzo & Hezonja: Yönlendiren ve Eşlik Eden Liderlik

Campazzo, skor olarak öne çıkmadı belki, ancak oyunun temposunu kontrol eden asıl beyin yine oydu. Kritik anlarda oyunu yavaşlatması, gerektiğinde tempoyu hızlandırması ve savunmayı okumadaki sezgisi Real Madrid’in hücum akıcılığındaki en temel etkendi.

Hezonja ise eski takımına karşı duygusal gerilimi yüksek bir maçta soğukkanlı kaldı. 15 sayılık katkı, özellikle 3. çeyrekte Barcelona farkı erittiğinde moral koruyan hamleler içeriyordu.

Theo Maledon’un yedekten gelen dengeleyici rolü ise Real’in benç üretimini belirgin hale getirdi.

💥 Barcelona Cephesi: Üretim Var, Ritim Yok

Barcelona hücumda üretken bir maç oynadı.

Will Clyburn 19, Punter 18, Vesely 15, Shengelia 13 sayı üretti.
Sorun hücum değildi. Sorun maçın temposunu bir kez bile ele geçirememeleriydi.

Barça savunmada şu sorunlarla boğuştu:

  • Transition savunmasında sürekli geç kalma
  • Perde üstü iletişim zaafı
  • Lyles karşısında yanlış eşleşme tercihleri
  • Campazzo’nun yönlendirdiği topa baskıyı sürdürememe

Peñarroya her çeyrekte farklı savunma planı denedi, fakat Real’in geniş kadro işlevselliği Barcelona’nın ayarlamalarını boşa çıkardı.

✅ Sonuç: Real Madrid İçin Sadece Bir Galibiyet Değil, Bir Dönüş İşareti

Sezona deplasmanda 0-4 başlayan Real Madrid için bu Clásico:

  • Özgüven kazandıran
  • Takım kimliğini berraklaştıran
  • Yeni transferlerin rol dağılımını netleştiren

bir dönüm noktası olabilir.

Trey Lyles daha şimdiden:
“Bu takımın ritim kırıcı yıldızı” rolünü üstlenmiş durumda.

Scariolo’nun bu kadroya dokunuşu netleşiyor:

  • Tempo → Campazzo
  • Alan genişliği → Lyles & Hezonja
  • Enerji & savunma → Tavares & Garuba

Ve en önemlisi:

Real Madrid yeniden “maçın ritmini belirleyen takım” kimliğine geri dönüyor.

Palau’daki bu Clásico yalnızca bir skor değil, bir güç deklarasyonu oldu.